24Kasım2014

 - 47 ziyaretçi çevrimiçi

Buradasınız: Anasayfa Havacılık Yazılar Türkiye'de Havacılığın Gelişmesi İçin Neler Yapılabilir?

Türkiye'de Havacılığın Gelişmesi İçin Neler Yapılabilir?

Türkiye'de Havacılığın Gelişmesi İçin Neler Yapılabilir?TÜRKİYE'DE NELER YAPILMALI: ÜRÜNE YÖNELİK STRATEJİ

Elektronik sektörünü dışarda tutarsak, ülkemizde asıl iş konusu havacılık olan beş şirket vardır. Bunlar TUSAŞ; TAI, TEI, ROKETSAN ve ELROKSAN'dır. Bunlara, Hava Kuvvetleri'nin Ankara, Eskişehir ve Kayseri'deki Hava İkmal Bakım Merkezlerini, Kara Kuvvetleri'nin 901. Hava Aracı Ana Depo ve Fabrika Komutanlığı'nı, Türk Hava Yolları, Türk Hava Kurumu gibi, havacılık konusunda, küçümsenmeyecek oranda uzmanlık birikimi olan kuruluşları da eklemek gerekir. Hava taşıtlarının performanslarını büyük oranlarda etkileyen güdüm kontrol elektroniği üzerinde çalışmalar yapan ASELSAN, MIKES gibi kuruluşlar da Türkiye'deki havacılık konusuna yakın kuruluşlardır. Bilindiği kadarıyla bu kuruluşlarda belirli bir düzeyin üstünde, havacılıkta kulanılan mamullerin özgün tasarımını ve mühendisliğini yapma yeteneği bulunmamaktadır. TAI ve ROKETSAN'da, araştırma-geliştirme ve mühendislik yeteneğinin kararlı bir biçimde yükseltilmesine önem verilmesi, belirtilmesi gereken olumlu bir noktadır. Ancak bu çabanın başarıya ulaşması için bu ve benzeri kuruluşların, Silahlı Kuvvetler ve konu ile ilgili diğer kamu kuruluşlarınca, belirlenecek tutarlı ve gerçekçi politikalar çerçevesinde desteklenmeleri gerekir. Havacılıkta büyük yatırım isteyen geliştirme çabaları için devletin yönlendiriciliği ve fon ayırması gerekli olmaktadır.

Devletlerin gücünün, ekonomik güç, bilgi gücü ve askeri güçten kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. İnanıyoruz ki, Türkiye bilgi gücü kazanımı yönünde önemli atılımlar yapabilir. Ancak, öncelikle kaydetmek gerekir ki, temel teknolojilerde ileri adımlar atarak, 21. yüzyılda dünya ekonomik pastasından hatırı sayılır bir pay almak için yola çıktıysak; araştırma, geliştirme ve teknolojiyi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışılan ve hakkında kararlar alınan bir konu durumuna getirmek zorunluluğu vardır. Bunu gerçekleştirmek için, bilim ve teknoloji yönetimini ulusal planda sağlayacak bir Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'nın kurulması düşünülebilir. Bu şekilde havacılık ve benzeri alanlara ilişkin öncelikli teknolojilerin gelişmesi için gerekli olan uzun vadeli ve uzun soluklu çabaların gösterilmesine uygun bir ortam hazırlanabilir.

Türkiye'de havacılık konusunda yönlendirici, politika oluşturucu ya da genel destek sağlayıcı bir kurum yoktur. Başbakanlığa veya kurulacak bir Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı ve uzun dönemli politikaları oluşturmak, eşgüdüm ve destek sağlamakla görevli bir Ulusal Uzay ve Havacılık (veya sadece Havacılık) Konseyi'nin kurulması önerilebilir. Böyle bir Konsey kurulması önerisi üzerinde görüş birliğine varıldığı takdirde, kuruluş çalışmalarının yürütülebilmesi için bir hazırlık ya da girişim komitesi kurulabilir.

Bu komite;

•    Havacılık Sanayii'nden,
•    Üniversitelerin Havacılık Mühendisliği Bölümleri'nden,
•    Türk Silahlı Kuvvetleri, özellikle de Türk Hava Kuvvetleri'nden,
•    Milli Savunma Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan,
•    Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndan,
•    Türk Hava Kurumu'ndan ve
•    TÜBİTAK'tan

katılacak, 10-15 temsilciden oluşabilir ve komitenin sekreterliğini TÜBİTAK üstlenebilir.

Ancak, yasal bir düzenlemenin zaman alacağı düşünülerek, Konsey kuruluncaya kadar, en azından taraf kuruluşlar arasında eşgüdümün bu komitece sağlanması öngörülebilir.

Havacılığın Türkiye'de gelişebilmesi paralel birkaç kanaldan birden destek gerektirir. Bunlardan biri TÜBİTAK'ın başlatmış olduğu Aerodinamik Enstitüsü kurma çabalarıdır. Aerodinamik Enstitüsü'nün görevi, halen lisans altında üretim yapmakta olan havacılık sanayiimizin, yabancı lisanstan bağımsız ve özgün olarak, tasarım ve üretim yapabilecek kapasiteye ulaşmasına yardımcı olmaktır. Araştırma geliştirme desteği ile havacılık sanayiinin uluslararası konsorsiyumlara ortak olabilecek düzeye çıkmasını sağlamak Aerodinamik Enstitüsü'nün ilk görevi olarak görülebilir. Başlangıçta TÜBİTAK'a bağlı olarak kurulacak bu enstitü daha sonra özerk bir kuruluş haline getirilebilir. Uçan cisimlerde yaygın kullanılan güdüm kontrol ve algılama çevrimlerinin tasarımında önemli bir yeri olan ve "donanımın çevrim içinde simule edilebilmesini" sağlayan bir güdüm ve kontrol laboratuvarı TÜBİTAK-SAGE tarafından kurulmuş ve sanayi kuruluşlarına hizmet verebilecek hale getirilmiştir.

Roket sanayiinde ROKETSAN ve ELROKSAN ürün geliştirmek, üretmek ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile yurt dışı alıcıların hizmetine sunmak yönündeki çabalarını sürdürmektedirler. Bu kuruluşların kendi ürünleri ve üretim prosesleri konusunda TÜBİTAK-SAGE ve MAM ile daha yakın bir işbirliği içinde çalışmaları yararlı olacaktır.Bu işbirliğinin çerçevesi, yukarıda, "Dünya'daki Durum" başlığı altında verilen, rekabet öncesi geliştirme tanımına uygun olarak belirlenebilir. Aslında, anılan sanayi kuruluşları ile ihtiyaç sahibi olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve araştırıcı kurum olarak TÜBİTAK-SAGE ve MAM'ın işbirliği yapmaları kaçınılmazdır. Roket geliştirme ve üretim sürelerinin uzun ve yatırımlarının pahalı olması nedeniyle planlamanın uzun yıllar önceden ve gerçekçi biçimde yapılması gerekir. Bu konuda öncelikli görev, uzun vadedeki hedeflerin iyi belirlenmesi ve söz konusu kuruluşların yeterince önceden yönlendirilebilmesi açısından, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne düşmektedir.

Uçak üretiminde de durum oldukça benzerdir. Burada da ihtiyaçların çok önceden belirlenerek araştırıcı ve üretici kuruluşların yönlendirilmesi gereklidir. Öte yandan TÜBİTAK SAGE ve MAM gibi araştırıcı kurumlardan bu durumda dahi yeterince yararlanılmadığı da görülmektedir. Gerek MKEK gibi üretici şirketler ve gerekse Silahlı Kuvvetler'in, SAGE imkânlarını, kendi ihtiyaçlarına göre yönlendirmeleri ve araştırma-geliştirme ve tasarım için gerekli insan gücü, yazılım ve donanım konusunda, TÜBİTAK imkânlarından yararlanmaları uygun ve yararlı olacaktır.

Türkiye'de havacılıkta kayda değer bir dizi çalışma da Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı bulunan Hava İkmal Bakım Merkezleri'nde yapılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan ve değeri milyarlarca dolarla ölçülebilen yüksek teknolojik sistemlerin bakım, onarım ve modernizasyonu, bu konularda bilgi birikimi ve tersine mühendislik (reverse engineering) kanalıyla teknoloji yeteneğini geliştirmek için önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Hava İkmal Bakım Merkezleri'nde bu yolda yapılan olumlu çalışmaların, planlı bir biçimde ve önemli ölçüde genişletilmesi ve havacılık alanındaki diğer yurtiçi sanayi kuruluşlarıyla yapacakları işbirliğinin desteklenmesi gerekir.

TAI ve TEI'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterindeki uçak ve helikopterlerin motorlarının ve avioniğinin modernizasyonu projelerinde, araştırma, tasarım ve sistem entegrasyonu konularında yoğunlaşması, motor-platform entegrasyonu teknikleri, motor ve avionik tasarım teknolojileri üzerindeki bilgilerin artmasını sağlayacaktır. Söz konusu modernizasyon projelerinin uygulama aşamasında ise, Hava İkmal Bakım Merkezleri ile K.K.K. 901nci Hava Aracı ve Fabrika Komutanlığı'nın olanak ve yeteneklerinden yararlanılması doğal ve gereklidir.

Yukarıda da işaret edildiği gibi, Havacılık alanında Ulusal bir Konsey oluşuncaya dek, Ülke çapında eşgüdüm sağlama görevinin TÜBİTAK'ın sekreterliğinde, ilgili tarafların temsilcilerinden oluşacak bir komiteye verilmesi ile, ülkenin kaynaklarının etkin ve verimli bir biçimde kullanımı sağlanabilecek ve yalnız TÜBİTAK'ın değil üniversitelerimizin de uzmanlık ve altyapı kapasitelerinden yararlanma olanağı doğmuş olacaktır. SAGE'nin rüzgar tüneli, güdüm ve kontrol laboratuvarları yanında MAM'daki malzeme laboratuvarları, yazılım olanakları ve bunların uzman personeli hemen akla gelebilecek kaynaklardır. Havacılık alanıyla ilgili olarak, üniversitelerimizde var olan AR-GE olanaklarının ve son derece değerli bilgi birikiminin önemini de burada ayrıca vurgulamak gerekir. Üniversitelerimiz, elbette, yalnızca bugün var olan olanaklarıyla değil, bundan da önemlisi, her türlü gelişmeye açık AR-GE potansiyeli ile de değerlendirilmelidir. Bellidir ki, bu potansiyel, diğer alanlarda olduğu gibi, havacılık alanında da, ancak üniversite-sanayi işbirliği zemininde gelişebilir. Yukarıda sözü edilen eşgüdüm, bu işbirliğinin kurulup geliştirilmesi için uygun bir ortam yaratabilir.

Havacılık sanayiinin Türkiye'deki ve Dünyadaki durumu karşılaştırıldığında; ayrıca Türkiye'de konu üzerinde az olan bilgi birikimi ve insan sayısı göz önüne alınarak zamanın kısıtlı olduğu da düşünüldüğünde, çalışmaların ürüne yönelik olması gereği ortaya çıkmaktadır. Aslına bakılırsa, ülkemizde bu doğrultuda çalışmalar da yapılmaktadır. Örneğin, ROKETSAN ve TÜBİTAK-SAGE birbirlerinden kopuk bir şekilde de olsa çeşitli menzillerde güdümsüz roket geliştirmek için çaba sarfetmektedirler. Güdümsüz roket teknolojisinin ürün verebilecek bir seviyeye geldiği görülmektedir. Güdümlü roket geliştirme çalışmaları için bir ürün tariflenmesi ve yeterli finasmanın sağlanması gerekmektedir.

TAI'nin İnsansız Hava Aracı, HD-19 uçak ve Avrupa ortak yapım Euroflag Future Large Aircraft (FLA) projeleri mevcuttur. Bu projelerin hayata geçirilmesi ve gerekli finansmanın sağlanması yönünde çalışmalar devam etmektedir.

İnsansız hava aracı çift amaçlıdır. TAI aracın ilk prototipini geliştirmiş durumdadır.

HD-19, 19 kişilik bir Hava dolmuşunun geliştirilmesi projesidir. Uçak kısa pistlerden havalanabilecek ve menzili 1790 km olacaktır. Uçağın bir özelliği de, önümüzdeki yıllarda Avrupa'da yürürlüğe girecek olan, çevre korumacılığına yönelik kurallarla uyumlu (gürültü kısıtına uyumlu olma gibi) olmasıdır. Basınçlı kabini olan böyle bir uçağın yurt içinde ve yurt dışında pazar bulabileceği görülmüştür. Bu tipteki uçaklar, sivil ve askeri, çeşitli amaçlar için kullanılabilecektir. HD-19'un 1/1 ölçekli bir modeli 20-23 Eylül 1995'te, Ankara 2. Uluslararası Savunma Sanayii ve Sivil Havacılık Fuar'nda sergilenmiştir.

Euroflag Future Large Aircraft, askeri amaçlıdır. Uçak 25.000 kg yükü 5500 km menzile taşıyabilecektir. Avrupa ortak yapım projesi olarak fizibilite çalışmaları bitirilmiştir. Uçağın rüzgar tünelinde denenecek modellerinin yapım aşamasına gelinmiştir.

TEI'nin tasarım mühendisliğine girmesi gerekmektedir. TEI'nin vizyonunda, parça imalatı, motor tasarımı, montajı, bakımı gibi uğraşlar vardır. TEI ile TAI'nin birbirlerini tamamlayıcı bir projeye girmeleri motivasyonu arttırıcı bir unsur olarak düşünülmektedir. TEI, TAI'nin HD 19 uçağı için gaz türbini geliştirebilir veya EUROFLAG-FLA'ın 80 kN itki üretecek turbofan motorlarının gelişmesinde görev alabilir. TEI'nin 600-900 kw gücünde ters mühendislikle geliştireceği gaz türbini, HD-19'da kullanılacağı gibi trenlerde, "co-generation" için ve ayrıca deniz vasıtalarında da kullanılabilir.

Buraya kadar olan bölümlerde, var olan kuruluşlar ve yurtiçinde üretimi düşünülebilecek belli ürünler esas alınarak açıklanmaya çalışılan, Türkiye'nin havacılık alanındaki teknoloji yeteneğini geliştirmeye yönelik strateji önerimiz, içerdiği temel ikeler düzeyinde ve genel bir çerçeve olarak ortaya konmuştur.

Serdar KÖK


Yorum ekle